19 Eylül 2012 Çarşamba
Alzheimer
Anneannem alzheimer hastası. Çoğu zaman bugünde yaşamıyor, bizleri (çocuklarını, torunlarını) net hatırlayamıyor.Rüya ile gerçek bile karışabiliyor, yani ayırt edebilme yeteneği oldukça azaldı. Bazen anne ve babasının yaşadığına inanıyor, büyük dedemize, yani babasına inanılmaz düşkün olan ve ölünceye kadar ailesine bakmış olan anneannemi bu anlarda sakinleştirmek zaman alıyor, "iki yaşlı ne yaptılar bensiz acaba" diye kendini paralıyor resmen. Dedem ve anneannem için yaşadıkları ilçeden taşımak çok mümkün değil; hatırladığım en genç hallerinde bile 3 gün sonra sıkılıyorlar, evlerine dönmek için sudan sebepler sunuyorlardı. Dolayısıyla yapabileceğimiz en büyük yardım onları sık sık ziyaret etmek.
Annem bunu büyük ölçüde yapmaya çalışıyor; 2 ayda bir mutlaka gidiyor, kalabildiği kadar kalıp geri dönüyor. Teyzelerim ve dayılarımsa pek umursamıyorlar açıkçası. Anneannem hepimizi tam hatırlarken yani sağlıklıyken evleri çocukları ve torunlarıyla dolup taşardı. Hatta dedem evin gürültüsünden bunalıp teker teker gelin diye takılırdı tüm çocuklarına. Özellikle bayram günleri herkes anneanemlerin evinde buluşur,eski büyük yemek masasının çevresinde yerimizi alırdık. Herkes birbirini dinler, neşe içinde yemeğimizi yerdik. Hatta toplum içerisinde özgüvenle konuşabilmemi bu yemek seanslarına bağlayabilirim rahatlıkla.
Maalesef anneannem hastalandıktan sonra sıkı ilişkilerimizi koruyamadık, alzheimer hastasının bakımı gerçekten güç, özellikle bu hasta bir de tek başına tuvalet ihtiyacını karşılayamıyorsa. Yani ziyarete gidenin hemen her konuda yardımcı olması gerekiyor anneanneme. Yemeğini ısrarlarla yedirmesi, tuvalete götürmesi, ilaçlarını zamanında vermesi ve banyo yaptırması gerekiyor, çünkü biz gidince yardımcısı izne çıkıyor.Tuttuğumuz yardımcı bayan bir profesyonel değil, dolayısıyla sadece anneannemin yemeği ve temizliğiyle ilgileniyor.. Anneanneminse gerçekten ilgiye ihtiyacı var. Evet, çoğu zaman mantıklı cümleler (neye göre,kime göre) kuramıyor. Ama dinlenmeye ihtiyacı var. Tüm gençliğini bize ayırmış büyük annemize bunu borçluyuz.
Evet bu yazımda alzheimer'dan bahsetmedim. Alzheimer maalesef ülkemizde yeterince bütçe ayrılmış bir hastalık değil. Dolayısıyla bırakın küçük şehirleri, büyük şehirlerde bile bu konuyla ilgili çok fazla kurum yok. Beni üzense kurum eksikliğinden ziyade vefa eksikliği. Belki şu an hepimiz sağlıklıyız görünürde ama çoğumuzun vicdanı alzheimer.
Haksız mıyım?
Triple Parantez:"Ertesi gün yazacağım" dediğim gün internetimin bozulacağını, sonra günlerce bu durumun çözülmesini bekleyeceğimi söyleseler, tepki bile vermezdim muhtemelen.
Olmayınca olmuyormuş!
Bundan sonra neye karar verirsem vereyim biraz daha temkinli olacağım. Gerçekten.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder