"Gerçekten böyle dediğine inanamıyorum" diyor sevgilim gözlerini kocaman açarak, "Can, lütfen daha sonra neden işsizim diye üzülme" diye de ekliyor kinayeli bir ses tonuyla. Bense "Ama Mutlu Bey bunun bizim kuşağımızın bir özelliği olduğunu söyledi" diye devam ediyorum, tabi ki Mutlu Bey'in bunun iyi gibi görünen ama kötü olan bir özellik olduğunu söylediği gerçeğini eklemeden.
Yazdığım bugünkü blogum daha ben mülakatın içindeyken şekillendi Sevgili Okur, üstteki diyalog da bu yazının mülakatta şekillendiğini mülakatı yapan ekibe bunu bizzat mülakat zamanı söylediğimi Onur'a aktarınca ortaya çıktı.
Bugün hayatımın en ilginç ikinci mülakatını yaşadım. Öncelikle bu sabah çalan telefonun X bankasında yeniden bireysel mülakata çağrıldığımı haber vermesiyle başladı. Ben bir yanlışlık olduğundan emin bir şekilde evden çıktım, ne de olsa mülakatlar 3 hafta sonra sonuçlanacaktı ve ben çoktan 2 mülakatımı da tamamlamıştım. Hiç olmazsa Astoria'daki ayakkabıcıma uğrarım diye düşündüm ( uğramayı unuttum). Neyse, biraz bekledikten sonra, uzun boylu hoş IK görevlisi kızla yeniden görüştük ve ben çağırıldığımı anlatınca kendisi beni 23. kata çıkardı. Tabi ben içimden kendimle dalga geçiyorum, "çömez adayının hızlı yükselişi*** -5'ten +23'e iki gün de 28 kat artışı, eğitim hayatımı da sayarsak, kariyerimin en hızlı haftası". 23. kata çıktığımızda Mutlu Bey için beklememiz gerekiyor, benim hayal gücümse hiç dinlenmiyor: göbekli, yaşlı ve en egolusundan bir Mutlu Bey çiziliyor zihnimde hemen. Büyük ihtimalle- hala bir yanlışlık olmadıysa- benimle İngilizce mülakat yapacak, hiç fena olmadığımı görünce nerede öğrendiğime geçecek, ve biraz da CV'm üzerinden gideceğiz ve 3 hafta sonraya aranma veya mail gelmesi durumunun yaşanacağını hatırlatacak bana, tıpkı 2 gün önce Arda Bey'in dediği gibi: "Kurumsal firmalarda işleyiş böyle oluyor."
Mutlu Bey müsait olduğu zaman içeri girdiğimde 2 şok yaşadım: 1.si göbek konusunda çok yanılmamakla birlikte Mutlu Bey hiç de yaşlı biri değildi.İkincisi Arda Bey oradaydı!
Sebepsiz, saçma bir şekilde çok mutlu oldum Arda Bey'i gördüğüme, sanırım yabancı bir odada tanıdık bir yabancıyı görmek bile insanı yeterince rahat hissettirebiliyor.Odada bir de Aslı Hanım adında yine genç bir bayan vardı ve mülakat böylelikle başladı. Benim için de dumurlar serisi start almış oldu.
Kartvizitlerini aldıktan sonra farkettiğim gibi, bu üç genç insan da yönetici. Yani egolu olmak için birçok insandan daha fazla nedenleri var. Gel gör ki sadece rahatlar; son derece de esprili.
Saçlarım da dahil birçok konuda espriler dönüyor, yarı sohbet yarı mülakat gibi gidiyor aslında durum. Onların rahatlığı bana da yansıyor, ilk kez Onur'u rahatsız eden fazla şeffaflığımdan zarar görmeyeceğime inanıyorum. Finans hakkında bilgim olmadığı açık; ama aynı zamanda öğrenme yeteneğimin yüksek olduğu da. Fakat aranılan pozisyonda yetenekten ziyade elementary bir tecrübe gerekiyor bunu anlatıyor yalın bir şekilde Mutlu Bey. Mutlu Bey'le konuşurken çapraz ateşe alınmıyorum, sadece merak edilen soruluyor o kadar. İş çok agresif olsa da insanlar değil. Sakinler, neşeliler, yani herşeyden önce stresi yönetebiliyorlar. Onlarla sakin sakin konuşurken önceki mülakat tecrübelerim geliyor aklıma; birşeyleri yokuşa sürmeyi kriz yönetimi sayan ve adayı tanımaktan ziyade, garip kişilik testlerinden geçiren İK'cılara sıkılıyor canım. Yani bir insan kendini olduğundan ne kadar farklı gösterebilir, mutlaka n. cümlesinde yakalayamadığını n+1. cümlesinde yakalaman gerekmez mi? Yani, bir pozisyona uyup uymayanı anlamak için, gerçekten agresif bir sürece gerek var mı? İnsanları soğutmaktan başka bir işe yaramadığını anlamak çok mu zor?
Mutlu Bey'in sorusuyla kendime geliyorum, beni gerçekten zora sokan bir anımı anlatmamı bekliyor. Tabi ki saçlarıma ak düşüren projem hemen gözümde canlanıyor. O'nun istediği kıvamda bir durum mu bilmiyorum ama olduğu gibi her detayını anlatıveriyorum stres yüklü birkaç ayımı."Tam bir kadın gibi çözmüşsün durumu" diyor, buna biraz bozuluyorum açıkçası, ben o projede herşeyden önce cinsiyet title'ımı düşürerek çalıştım günlerce ve gecelerce. Ama anlaşılan kadın olmaktan kurtaramamışım zihnimin işleyişinden ötürü.
Birçok şeyden bahsediyoruz, beni onore etmekten çekinmiyorlar, iğnelemeyse hiç yok, birçok şey öğreniyorum bugün. Ama istenilen pozisyon için biçilmiş kaftan olmadığım bir gerçek. Bunu da en soft biçimde anlatıyor bana Mutlu Bey. Yine de bana Aslı Hanım ve Mutlu Bey ile tanışma fırsatını yaratan Arda Bey'e teşekkür etmem gerekiyor. Ama sorunum var, zihnim çok bulanık; adını hatırlayamıyorum. Kendisine sorduğumda Aslı Hanım ve Mutlu Bey'inkini de hatırlayamadığımı farkedip utanıyorum; gerçekten ayıp ettiğimin farkına varıyorum ama zihnim hala çok dolu. Mutlu Bey bunu hazırlıksız yakalanmama bağlıyor ama durum biraz daha garip; tüm bu düşündüklerimi detaylı olarak bloguma nasıl aktaracağımın derdindeyim o sıralar. Dolayısıyla zihnim her soruya aynı anda cevap veremiyor, bu multi-tasking execution hatası değil, over-tasking execution hatası.
Aynı şeffaflıkla açıklıyorum, blog konusunu. Aslı Hanım ilgileniyor konuyla ve bu yazıyla ama ben süreç tamamlanana kadar göndermemekte kararlıyım, etik gelmiyor herşeyden önce.
Bu süreçte öğrendiklerim;
* Stresli bir yaşamın olması bunu çevrendekilere hissettirmeni gerektirmiyor. Agresiflik hiçbir işin zorluğunu yansıtmıyor.
* Dövülmeden adam olunmuyor :P Mutlu Bey mottosu, kendisi dövülmediğimi söyledi ; ben de taekwondo'ya merak sardığımı söyleyip sululuk yapmadım. Zaten başlangıç kuşağından bir adım bile ilerlemedim, iyi dövülmedim :D.
* Tıpkı Umut Bey'i de sandığım gibi, Arda Bey'i de İK sorumlusu sandım ya insanların genç yaşta yönetici olabileceği fikrine alışma sürecini hızlandırma kararı aldım. Bundan sonra görüştüğüm herkes yönetici,herkes ultra insanlar olarak tanımlamaya karar verdim. (Çok eğlenirim artık ben bu mantıkla çook.)
* Her ne kadar sevgili sevgilim fazla saydamlığın iyi ve profesyonel görünmediğimi söylese de X bankasında bundan dolayı sıkıntı çekmedim, bazen bir işi almak veya almamak önemli olmuyormuş. Saygın olmak insanı herşeyden çok mutlu ediyormuş.