20 Mayıs 2012 Pazar

Özlemek

Özlemek duyguların gayrimeşru çocuğu gibi. Varlığı istenmeyen, akla geldikçe can sıkan, hayırsız olarak bile adlandırılabilecek olan. Özlemek en çok hatırlamak ablasına bağlıdır. Özlemekten önce hatırlamak gelir, güzel şeyleri hatırlamak ve özlemek. Kötü anıları hatırlamak bile bazen istenmeyen kardeşini çağrıştırır duygulara.
Özlemek yüzü kirli bir çocuk,yüzünü yıkamak istersin, bir yandan da tiksinirsin ya da çekinirsin, bazen üşenirsin. Eline bulaşacak olanlar tiksindirir ya da suya sabuna dokunmak o an için zorlu uğraş gelir.

Özlemekten soğumak/özlememek için, büyük ailemin evinin sobalı olduğu zamanlar getirmeye çalışıyorum aklıma. Oturma odasından çıkmanın sadece çok önemli durumlarda gerçekleştiği zamanları anımsıyorum, portakal kabuklarını sobaya attıktan sonra yapış yapış ellerimi yıkamam lazım, ama üşümemem de lazım... İstemeye istemeye gider, çabucak yarım yamalak yıkar dönerdim. Çook zaman önceydi.

Özlememeyi özlemek harika olurdu, bu bağlamda ıspanağı sevmek, haftada bir binmek zorunda olduğum uçaktan korkmamak da harika olurdu.

Ama Harikalar Diyarı'nda hala Alice var anlaşılan,

Ahmet Ümit'in "Sultanı Öldürmek" i tıpkı diğer kitapları gibiydi,
Yine karıştırdı tüm devrelerimi...