26 Şubat 2012 Pazar

Tahta kaşıyıcı

Boşuna uğraşmışlar türlü zehirler aramak için.Arsenik falan boş. En acı çektiren işkence anlaşılmamanın getirdiği yalnızlık. Çocukken çok olur özellikle; yazın güneşten cildin öyle bir yanar ki birilerinin seni yellemesi gerekir, gece uyuyamazsın, askılı bluz falan giymek pek mümkün olmaz bir süre. Sonra cildin soyulmaya başlar, bu sefer  de inanılmaz kaşınırsın. Kolun kaşınması falan önemli değil ama en tatlı sırt kaşınır. Eğer şu garip el şeklindeki tahta araca sahip değilsen birine sırtını kaşıtman lazım. Anneler üstlenir bu görevi genelde, ama tek çocuk değilsen illaki diğer çocukların da sırtları kaşınır. Kaşınmasa da kaşınır, çünkü ilginin uzun bir süre kardeşte olması pek tercih edilen bir durum değildir hiçbir kardeş için.

Kaşıyan için kaşımanın da tabi bir üslubu var. Sırtın çok sert kaşınırsa canın yanar, çok hafif kaşınırsa kaşıntın geçmez. Bazen sırtının sıvazlanması için hiç bitmemesini istersin "kaşınma"işleminin.

Şimdi var mı çevrenizde sizi öyle tatlı tatlı kaşıyacak birileri sabırla anneniz dışında? Acıtmamaya çalışarak kaşımaktan bahsediyorum ama gerçekten kaşımak. Şu binbir utanarak isteyip de üstünkörü kaşımalardan veya sıvazlamalardan değil.

Yalnızlığım, anlaşılmazlığım sırtımı kaşındırıyor sevgili okur. Annem bile bir yere kadar kaşıyabiliyor. Tatlı tatlı kaşınıp acı acı aranıyorum tahta kaşıyıcımızı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder