4 Aralık 2011 Pazar

Kadın olmak

Aslında bu konu hakkında yazmayı hiç düşünmüyordum. Ama son zamanlarda o kadar çok inceleniyoruz ki, sanırım artık vakti geldi. Heryerde bizden bahsediliyor, her konu bize çıkıyor, herkesin derdi bizimle, hatta herkesin derdi biz kadınların arasındaki ilişki.

Peki nedir kadın olmak?  Gerçekten bizi bu kadar tartışma konusu yapan nedir? Toplumdaki yerimiz neden hala net değil? Erkek sadece erkek-adam diye adlandırılırken biz neden kadın, ev hanımı, iş kadını, evlenilecek kadın,eğlenilecek kadın, entrikacı kadın, yeri gelince "şeytan" olarak adlandırılıyoruz? Neden giydiğimiz, yediğimiz, içtiğimiz bizi kategoriler içinde kategorilere sokuyor? Bence bunlar acilen cevap bulunması gereken sorular. Ve bence cevabı kesinlikle "kültürel ve toplumların özellikleri" bıdı bıdısı olmamalı, kolaya kaçmanın hiçbir yararını görmedik henüz "toplumcak".

Son zamanlarda tartışılan kadın olayları malum; sokak ortası cinayetler ve 13 yaşındaki bir kızın "davetkarlığı". Bir de tabi müthiş gerçekçi, yaşamdan kesitli dizilerimiz var. Yani aslında duyarlı bir toplumuz biz, yaşanan herşeye bir tepkimiz var; cam ekran arkasından.

Öncelikle, yasalara göre 18 yaşının altındaki her birey çocuktur. Yani kendi rızasıyla bile olsa, 18 yaşının altındaki bir insanla ilişki kurmak temel olarak çocuk istismarıdır. Çünkü 18 yaşına gelmeyen insana mental olgunluğa erişmiş gözüyle bakmıyoruz diye biliyorum. Yani ehliyet alamayan bir çocuğun, ilişkiye girmesi hatta çocuk sahibi olması kadar mantıksız bir durum göremiyorum. 13 yaşındaki çocuk henüz ergenliğe girmiş çocuktur. Henüz ergenliğe girmiş ve vücudundaki değişimlerden yarı mutlu olan yarı korkan bir çocuktur. Ruh hali darmadağındır. Beğenilme içgüdüsüne yeni yeni sahip oluyordur ama aynı zamanda korunmaya en ihtiyacı olan çocuktur. Çünkü ondan beklenenler artık ödev yapması, annesine yardım etmesi, tarlaya gitmesi, kardeşine bakması v.s ile sınırlı değildir, vücudundaki değişimler gerek yaşıtları olan gerek yaşıtları kadar beyni ve ahlakı olan karşı cins tarafından farkedilen çocuktur. Siz o yaşlarda bir kız çocuğunun üzerindeki ergenlik baskısının ne demek olduğunu bilir misiniz sayın karşı cins okur? Batıda çoğu aile bunu en hafif derecede atlatırken, doğuda verilesi kız sınıfına giriyor bu çocuklar. Gerçi batıdaki de sokağa çıktığında yoğun bir baskı içine giriyor, kız çocuğu her yerde kız çocuğu. Çünkü sokakta,köyde ve benzerinde karşı cinsle ilişkisi sınırlı insanların yoğun fiziksel ve psikolojik saldırısına uğruyor. Hem kadının hem erkeğin saldırısına. İlginç değil mi? En çok kadın kadına saldırır, hatta en çok bunun dizilerine duyarlıdır yurdum insanı, en çok reytingi kadınlar arasındaki alengirli bol skandallı ilişkileri anlatan diziler alır. Konudan çok kopmadan son cümle, 13 yaşındaki bir çocuk birilerinden hoşlanır, beğenilmek ister hatta içgüdüleri ve hormonları artık kullanımdadır ama kadın cinsinin yavrusu olan bu çocuk kendi isteğiyle bu kadar mekanik ve çoklu ilişkiye girmez. Çünkü vakit masallarla uyutulmanın geride bırakıldığı; artık o masalların birebir kahramanı olma vaktidir onlar için. Kaldı ki kendi isteğiyle de olsa, bu çocuk rahatsız bile olsa yapılacak şey "isteğine karşılık" vermek değil tedavi ettirmektir. Suçluların da "kendi kararını verme derecesinde sağlıklı olmayan bir bireyden yararlanma"  suçundan cezalandırılmasının  başka potansiyel suçlular için caydırıcı olacağına inanıyorum.

Medya  da keşke artık ciddi anlamda yararlı olsa diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Zaman, sokak ortası vahşetleri ekrana taşımaktan ziyade birlik olma zamanı. Kadının adı olmamasına alıştık-alıştırıldık maalesef ama hiç olmazsa kadının yaşı olsun diyorum. Ve kendimizi inandırdığımız kadın=şeytan denklemini çocuk istismarcıları bahane olarak kullanmasın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder