Yazmanın zor geldiği zamanlardan birini yaşıyorum sevgili okur. Aslında yazacak çok şey varken, hiçbirini yaz(a)mamak bana da ilginç geliyor ama toparlayamıyorum tuşlarımı.
Tuş deyince;
90'larda çocuk olanlar bilir Hugo ve Tolga Abi'yi. Hugo parmaklarımızın ucunda olan bir halk kahramanıdır. Cadı Sila durmadan Hugo'nun çocukları ve karısı Hugolina'yı kaçırır ve telefonla oyuna katılan çocuklar da parmaklarıyla yani "tuşlarla" Hugo'ya ailesini kurtarması için yardım ederlerdi. O zamanın çocukları da program bitene kadar sanki yarışan bizmişiz gibi heyecanla izlerdik. Kurtarabilen "şanslı", kurtaramayan "öeh salak" olurdu gözümüzde. En azından ben öyle düşünüyordum, nereden bilebilirim ki birgün oyuna katılacağımı ve benim de "öeh salak" grubuna dahil olacağımı?! O zamanlar aklıma gelmeyen birkaç soruyu sizinle paylaşıyorum okur; cevaplarını eskiden bildiklerim ama unuttuklarım olabilir.
1-) Cadı Sila hadi gıcık, aileyi de ısrarla kaçırıyor. Peki neden Hugo ailesini yalnız bırakıyor?
2-)Diyelim Hugo saf/ işe gitmesi gerek-aile geçindiriyor vs., Hugolina niye her defasında aynı tuzağa düşüyor?
3-) Cadı Sila yenildiğinde niye Hugo Sila'nın kaçmasına izin veriyor?
4-)Niye Hugo ve ailesinin tipi ile Cadı Sila'nın tipi aynı değil? Niye kötü tarafta garip bir güzellik var? Hugolina'nın daha güzel olması gerekmiyor muydu? Hani Uyuyan Güzel, Külkedisi, hatta Kurbağa Prens masallarının güzel prensesleri?
Bunlar sorularımın birkaçı, gerisini içimde saklıyorum. Bazen düşünüyorum, acaba çocuk olmanın en güzel yanı hiçbirşeyin saçma gelmeyeceği kadar saf olmamız mıydı? Ya da saçmalamanın serbest olması mıydı? Düşünmek lazım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder