12 Ocak 2011 Çarşamba

Karl'ın balonu

Üniversite 3. sınıf olmanın tüm ağırlığını yaşıyorum bu hafta, ne sınavı ne projesi bitiyor. Dün birinden çıkıp yarın başka bir sınava girmek eskisi kadar hafife alınacak birşey olmasa da "Düştüysek kalkarız daha ölmedik yaa" diyerek, dinleyerek (bknz. Yoncalodi bir başkadır) gelen uykumu bastırmaya çalışıyorum. 
Haliyle hayata pek dokunamıyorum, ama inatçıyım biraz da arsızım galiba, uzanamasam da elimi çekmiyorum: hayatla beslenemediğim, dokunup hissedemediğim tüm anları ömrümden çıkarıyorum, evet yaşamak ruh işi benim için. Charlie Chaplin 'in Endüstri Devrim'ini konu alan episode u gibi mekanik yaşayamıyorum. İşte bunları düşünüp kendi kendime güldüğüm- gülümsemek değil gülmek- bu anlarda ders çalışmama yardımcı olacak bir hayal beliriyor zihnimde: Karl'ın balonu.
Up! (Carl&Ellie) filmini izlediniz mi okur? Harika bir filmdir kendisi. Orada Karl evini balonlarla uçurup çok sevdiği Eli'sinin hayalini gerçekleştirmeye çalışır, birçok macera yaşar. Öyle bir ev-balon karışımım olsun istiyorum. Kimsenin çıkmadığı en yüksek tepelerden aşağıya bakmak istiyorum, yuvarlanmaktan korkmayarak. Okyanuslara tepeden bakmak, belki birkaç balonu söndürüp ayaklarımı okyanusa daldırmak, bağlayacak yer bulursam evimi, biraz da derinlere dalmak.
Görmediğim yerleri en sevdiklerimle yaşamak istiyorum, yüzyılda bir açan çiçeklerin açılışına şahit olmak, en yaşlı ağaçların reçinelerine dokunmak ve rüzgar nereye götürürse evimle oraya gitmek istiyorum, mutfağımızın penceresinden hemen yanımızda uçan hiç görmediğim cinsten kuşlara bakarak.
İşte böyle mümkün(!) isteklerim, beklentilerim var kendimden. Bir de ders var çalışmam gereken.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder