22 Kasım 2010 Pazartesi

..........

Boğazımdaki düğüm sabahtan bu yana iyice artmış bulunmakta, artık konuşmaya çalışmadan önce derin bir nefes almak zorundayım. Hasta olmayı sevmiyorum, çünkü hasta olunca ekstra ilgi istiyorum. Normalde sevmeyi sevilmeye elli kere tercih eden ben, sevdiklerimin ilgisini istiyorum,"nasıl oldun" bekliyorum en basidi. Naz yapmak istiyorum, belki biraz sarmalanmak, "geçicek" densin, sesimle dalga geçilsin, ateşime bakılsın, "iyi misin?" diye sorulsun en içten haliyle. Her defasında çok şey beklediğimin farkına varmam vurucu oluyor.
Sesim hiç olmadığı kadar yok. Zaten çıkarasım da pek yok. İyileşince unutacağımı biliyorum, belki de unutmamak için yazıyorum. Bugün belki bin kişiye denk geldim, Onur dışında kuru bir "geçmiş olsun" diyen bile o kadar az ki. Evet, abartıyorum, ilk kez gösterdiğim ilginin aynısını istiyorum. 5 kişiye değil 15 kişiye gösterdiğim özeni. Evet sevgili arkadaşlarım, şımarıklık ediyorum, bu kadar çok sınavınız varken, deli gibi meşgulken, yanağıma dokunup "bişeyin yok şımarık" diye tatlı tatlı azarlamanızı istiyorum. Belki o zaman tekrar sesim gelir (di). İlk kez talep ediyorum, son kez bir de. İçten gelmeyene tahammülüm yok, e zaten sizin de bahaneniz çok.
Boğazımda bir düğüm var, annem evden ıslak saçlarla çıktığım için olduğunu söylüyor.
Boğazımda bir düğüm var, konuşturmuyor,
Boğazımda bir düğüm var, çocuk yanımı ortaya çıkarıyor,
Boğazımda bir düğüm var, yağmur bulutu gibi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder