Aslında bugün aklımda kadınlara yönelik her türlü taciz konulu bir yazı yazmayı planlıyordum. En küçük küfürden en büyük iltifata(!) kadar en ince ayrıntısına kadar sözlü taciz ve etkilerinden, bir de tabi ki fiziksel tacizden bahsedecektim. Failler yalnızca erkekler olmayacaktı, kadının kadına tacizi daha ağırdır aslında. Bu yüzden anatomik açıdan birbirinin aynısı olan kadınların hemcinslerini taciz konusunda tacizci erkeklerden daha "etkili" olduklarından dem vuracaktım. Ama,
Tek bir ayrıntıyı atladığımı farkettim bunca zaman taciz konusunda: İnsanlar en çok kendilerini taciz etmezler mi? (Buraya edit gelecek mi?)Taciz: TDK'dan aldığım son bilgilere göre:"Tedirgin etme, rahatsız etme."* anlamına geliyor. Gayet açık ve net.Peki insanoğlu dışarıdan gelen ve bu tanıma uyan her türlü etkiye tepkiliyken, neden kendisini taciz etmesine sessiz kalır?
Günümüz dünyasında çoğu kadın hala bazen sosyo- ekonomik bazen de sosyo-kültürel sebeplerden dolayı dışarıdan gelen tacize tepkisiz kalmak durumunda bırakılır. Ya kocasıdır hem döver hem sever, ya patronudur faturalarını onun sayesinde öder. Kadın diye sınırlandırmamak lazım, erkeğin de başına gelir taciz. Üstelik bu sefer toplum tarafından maskülen olmak kaftanı biçildiği için, yine toplumun uyguladığı bu şiddet türüyle( e bilirsiniz tacizse feminen bir şiddet gibi algılanır çoğu zaman) toplumsal cinsiyetinin çelişmesinden eziklik duyar. Bazısı gururlanır, bu o tip bir birey için "beğenilmek" demektir çünkü. Evet şaşırıyorum promosyon ve kampanya deyince mağaza talan eden bir toplumda düpe düz şiddeti "beğenilme" olarak algılayan tüm insanlara. Belki bireyin kendisini tacizi de buradan başlar.
Peki neden kendimizi taciz ederiz, yani bilinçli (!) bir şekilde tedirgin ederiz? Kendimizi bilinçli bir şekilde kandırmayı severiz.Cevabı soruya tezat gibi dursa da, benim bulduğum cevap bu. Bir kere asla ve asla geçmişi olduğu gibi hatırlayamıyoruz maalesef, bakmayın "iyisiyle kötüsüyle" diye anılarını anlatmaya başlayan insanlara, o algıdaki iyi ve kötü sizinkinden o kadar farklıdır ki. Yani o an yaşadığı bir tarafa göre ağırken, öteki tarafa göre atlatasıdır. Bu durumda atlatan taraf rahatlarken, ağır gelen taraf kendini taciz etmeye devam eder. Bazen herkesin kendisini sevmesinden şikayet eder, bazense herkesin kendisinden nefret etmesinden. Yalnız kaldığında düşündüğü bu düşünceler ivmesini değiştirmeden kişiyi taciz eder. Aslında düşündüğü gibi değildir, düşündüğü gibi olsa da, özgür bir bireyin hayatında toplum yara izi değil, parmak izi bırakır. Sadistçe bir zevkle, kişi kendini kandırır ve dünyanın en önemli sorunsalı ilan eder basit bir parmak izini.
Bazılarıysa kafayı sevilmeyle bozmuştur ki bu tipler hem çok sevmeyi severler hem de birkaç kişi tarafından çok sevilmeyi. Kafaları hepten karışır, kendilerini kandırırlar ve içten içe kendilerini acımasızca taciz etmeye başlarlar. Mesela hemen herkesden duyulabilecek ama bu tür insanların daha bir takılacağı sorulara şöyle bir bakalım:
Öncelikle sevmek illaki birini bedensel hem ruhsal açıdan istemek midir? Sadece ruhunu sevdiğin insanlara sarılmaktan daha anlamlı ve koruyucu birşey var mıdır?
Aşağıda verilen sorulara lütfen yalnızca anladığınız türde "aşk" olarak bakmayınız. Bahsedilen sevgi bambaşkadır. En az 3 soruya cevabınız varsa sevininiz, çünkü nasolsa kendinizi kandırıp, anladığınız gibi sevildiğinizi düşüneceksiniz. Ama düşünüp de yorum yaptığınız kişiyi de hissetmeniz(nasıl yaa?) önerilir, nitekim ne hissettiğiniz değil, neyi nasıl hissettirildiğiniz geçerlidir yaşamınızda.
Sevmek yalan söylememek midir? Yoksa onun için "O" ndan vazgeçmek midir?
Sevilmek uyumaya çok yakınken birinin üzerini düzeltip, saçlarını elleriyle taraması mıdır? Bu durumda sen üşürken sana sarılmalı mıdır, camı mı kapatmalıdır?
Sevmek hep onu affedebilmek ama hiç affedememek midir? Yoksa onu büyütmek midir?
Sevilmek belki de "O" olmaktır, bir zamanlar özlenen, şimdiyse eskizden öteye gidemeyen.
Sevmek de sevilmek de taciz etmektir bence, ama içten içe kendini kesmek ona göstermeden.
Bu tür şeyler bireye kendisini taciz ettirir, ayyuka çıkan her taciz gibi birey ve çevresinde gerilimler yaratır, konu açıldıkça sonuçsuz tartışmalar yaşanır. Ama hiç kimse failinin başkası olduğu taciz kadar kendisininkine ses çıkarmaz, çünkü gerçek hayatta kimse çuvaldızı kendisine batırmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder